Bir yüzyıl ve o yüzyıla ait olmayan insanlar iz bırakma peşinde.
Hunharca vuruyor, emiyor ve lanet olsun burada bir değişiklik yapmak gerek diyor. Her yüzyıl ve belki de her yüz.
Bir hacim kazanmak için evdeki bütün pencerelerin camlarını yediğimi düşün. Böylece içim pürüzsüz olur ve içime dilediğin şeyleri koyabilirsin.
Bir yüzyıl ve o yüzyıla ait olmayan insanlar iz bırakma peşinde.
Hunharca vuruyor, emiyor ve lanet olsun burada bir değişiklik yapmak gerek diyor. Her yüzyıl ve belki de her yüz.
her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.
saatler ilerledikçe jazz’ın sesi açılıyor, ışıklar bir bir sönüyor ve müziğin ritmi tam kayboluyor derken tekrar başlıyor-
büyüdükçe küçülüyor gibiyim, tekrar ve tekrar içime girdikçe çıkıyorum.
Dışarıda çığlık atarak dolaşan insanlar var. Kulaklarımızı ve gözlerimizi kurumuş kan ve yalanlar tıkamış; duyamamaktan öte bir durum bu. Algılayamama.
Tanrı insanları insanlarla lanetlemiş sanırdınız görseniz.
Yalnızlık bir tesadüf. Kraliçe ise bunun kurbanı. Boşluk duygusu ve bu duygunun yarattığı artçı şoklarda boğulabilen bir yaratık. Ağlamaklı bir ses tonundaki detone ses kraliçe!
Kraliçenin en yakın arkadaşları hayaletler. Boş ve ritmik hayal parlamaları. Öğütülmüş toplum zararlıları. Kraliçenin doğuşu bir tesadüf. Duyguları tesadüf. İnsanlar tarafından kullanılması tesadüf.
çoğu zaman günah değil, toplumsal bozukluk*
yine ölüyoruz ve bunu neyle kutlayacağımı şaşırdım.
Beethoven-Moonlight Sonata (Mvt. 1)
(Source: youtube.com)
kendimi dünyadan çıkarınca geriye hiçbir şey kalmıyor. her şey elimde ama hiçbir şey elimde değil. bugün cumartesi ve öteki günlerden farklı değil.
ben bir gölgeye aşık oldum.
içime girdikçe çıkıyorum.